Yeni travesti sitelerimiz için şehirler bölümü

Travesti modellerimizi görmek için şehirleri seçerek ve yönergeleri takip ederek ilerleyebilirsiniz. Gerçek modeller için travesti kelimesine tıklayınız

sakarya travestileri izimit modellerimiz için kocaeli travestileri tıkla ve diğer şehirlerden samsun travestileri tatil yörelerimizden bodrum travestileri ve marmaris travestileri ve akdeniz bölgesinden antalya travestileri diğer az model bulunan illerimizden ısparta travestileri tam karadeniz bölgesi sayılmasa da bolu travestileri Bu arada en çok modelimizin bulunduğu istanbul travestileri ve onların ilçelerinden şişli travestileri ile beylikdüzü travestileri istanbulun önemli semtlerinden bakırköy travestileri, birde istanbulun anadolu yakası olan anadolu yakası travestileri gibi illerimizi görmek için şehirlere ve bölgelere tıklayınız. Tüm modelleri görmek için girdiğiniz sitede modeller bölümüne veya oradaki şehirlere tıklayarak görebilirsiniz. Ayrıca anadolu yakası travestileri diğer linki, Birde alanya travestileri ile güneye inersek hatay travestileri diğer adıyla iskenderun travestileri, daha yukarıları çıkarsak balıkesir travestileri en yukarılarda çorlu travestileri, daha doğuya gidersek eğer malatya travestileri ile öne çıkan şehirlerimiz için siteye gidiniz.

Travesti Siteleri olmak zorundamı?

travesti
travesti siteleri olmak zorundamı?

Türkiyede bir çok ilde travesti arkadaşlarımız bulunmakta. Bu şehirlerin başında en çok
istanbul Travestileri, Ankara Travestileri, Bursa, Antalya Travestileri, Marmaris, Şanlıurfa, Alanya, Konya, Bodrum, Eskişehir, Tekirdağ, Bolu, Hatay, Sakarya, Fethiye, Gebze, Kocaeli, Adana, Sivas, Afyon, Trabzon, Gaziantep, Uşak, Ordu, Van, Sinop, Çanakkale, Samsun, Balıkesir, Diyarbakır, Didim, İstanbul-Anadolu Yakası, Kuşadası, Denizli, Kayseri, Tokat, Mersin, İzmir, Kahramanmaraş gibi iller gelmektedir. Bu kadar ilde travesti bulunmakta iken neden internet sitelerinde travesti olmasını engelliyorlar anlamış değiliz. Bu travestiler daha önce yokmuydu? tabiki varlardı ve daha çok göz önündelerdi. Şimdilerde internette oldukları için dışarda fazla görmemektesiniz. Son zamanlarda sitelerin sıklıkla kapanmaya başlamasından dolayı, istanbul E5 karayolunda sıklıkla rastlamaktasınızdır. özellikle beylikdüzüne doğru akşamları arabanızla gidiyorsanız, karşılamanız mümkündür, tabiki harbiye, şişli, avcılar, fındıkzade, mecidiyeköy, kartal, üsküdar, kadıköy, şirinevler, halkalı, bakırköy, aksaray gibi semtlerde de görmeniz mümkündür. Temennimiz arkadaşlarımızın Türkiyede seks işçiliği yerine, aktif görevlerde bulunacağı görevler de, meslekler de görmek fakat bu şimdilik mümkün değil.

Kehanet

Size bugün bir kehanet de bulunmak istiyorum. Enerjiden bahsetmek ve hayatı çekilir kılmaktan mutluluktan ve yaşama sevincinden bu konu oldukça ilgimi çekmeye başladığından beri okuduğum her yazı beni biraz daha mutlu ediyor.Yaşadığımız her deneyimin ve hayatta karşımıza çıkan her insanın bize bir mesajı vardır. Özellikle sorunumuz olduğunda, yanıtları bize verecek insanlarla karşılaşırız. Rastlantı yoktur. Ama bu rastlantılara nasıl yanıt vereceğimizi, bize iletilen mesajları algılayabilme kapasitemiz belirler. Yolumuza çıkan biriyle yaptığımız sohbet, o anki sorularımıza yanıt vermiyor görünebilir ama bu, yaptığımız sohbetin bir mesaj taşımadığı anlamına gelmez. Sadece, biz o mesajı alamamışızdır. İkinci bilgi, gerçeklerin ve kendinin farkındalığı üzerine kurulmuştur. Neden yaşıyorsun? Bunu sorgulamalısın. Evrende saf bir enerji vardır travesti dostlar bu enerji hayata güzel bakmamızı sağlar. Modern fizik, evreni, tek ve nötr bir enerji olarak tanımlamakta ve bu enerjinin her nasılsa düşüncelerimize yanıt verdiğini söylemektedir. Yani, insanoğlunun yalvarmasına gerek olmaksızın, eğer gerekli istenci gösterirse ona yanıt veren bir enerji bu var emin olun. Enerjiyi görmek de mümkündür. Ne var ki, hepsinin türü değişiktir. İşte bu yüzden bazı yerler enerjiyi diğer yerlerden daha fazla artırır. Bu, senin uyumuna bağlıdır. Önce enerji alanlarını görmeye başla. Bunun için dikkatini çevreye yönelt. Nesnelerin ve insanların güzelliklerini, eşsizliklerini takdir edince, enerji alıyorsun; hislerin sevgi düzeyine yükselince, gönüllü olarak enerjini geri veriyorsun. Bu mistik bir deneyimdir. Enerjimizin kesildiğini hissettiğimiz zaman, hepimiz aynı şeyi yaparız. İnsanları ve durumları kontrol ederek enerjinin bize doğru akışını sağlamak için dramalar yaratırız. Şayet kendimize dikkatle bakıp, enerjiyi yönlendirmek için neler yaptığımızı keşfetmezsek, hiçbir ilerleme olmaz. Geçmişi berraklaştırmak, çocukluğumuzda öğrendiğimiz bu dramaları kontrol etmekle başlar. Dramaların farkıda ol. Bunlardan bir kez kurtulduğunda, kendini daha yüksek seviyedeki evrimsel kimliğinde bulursun. Doğru enerji ile her doluşta hayatı daha ileriye götürecek bir rastlantı meydana gelir ve bu düzeydeki enerji içselleştirilir. Doğru enerjiyi doğru kişilerle birlikte olarak bulabiliriz bunu yazarken hep aklıma Antalya travestilerinden çok sevdiğim bir arkadaş geliyor enerjisini sömüren onu hayattan bezdiren bir akraba kalabalığı içinde son nefesini vermek üzereyken birden bire hepsini geride bırakıp başka bir şehre taşındı. Ve uzun bir süre onlarla görüşmedi sadece yeni ve pozitif arkadaşlar edindi şimdi çok mutlu hayata adeta yeniden döndü. Sanırım tebdili mekanda ferahlık vardır diyen atalarımız boşa konuşmamışlar saygılarımla İclal.

Kendini inkar etmek

İnsan kendini nasıl inkar eder? Neden yapar bunu sırf başkaları tarafından sevilmek uğruna onların gözüne hoş görünmek için kendin olmayı seçmemek, ret etmek ve aslında varken yok olmak. Bunu ben yapmam aslında diyen travesti dostlarımı duyuyorum ve diyorum ki evet biz yapmayız ama yapan sayısı o kadar çok ki inanın saymakla bitmez. Patavatsızlıkta sınırsız, düşüncesizlikte korkunç, sevgi membalığının üzerini kat kat betonla kapatmış. Kendisini de sevmeyi beceremeyen, amaç ve hedefi olmayan, hayvansal dürtülerle çıkarlarını koruduğunu sanan saçma sapan fikir sahibi olanlardır. İlişkinin cehennem yaratıcısı ve zebanisi olmayı seçtiğinin de farkına varmıyormuş gibi yapan kıymetliler nedense hep hayatımızın kıyısında, köşesinde bulunur. Kurnaz desen anı kurtarır sonrası başına gelenler için gene başkalarını suçlar. Saf desen sinekten yağ çıkarmaya çalışır. Bir verirse bin alır, kıymetini de bilmez yakınları olanlar, kendinize baktınız mı? Aymazlığınızın İnkarınızın devamlılığının başlıca sebebi yaşam kontrolünüzü ele geçirememiş olmanız ve anınızla yarınınızdan korkuyor olmanız. Kendinize dürüst olabildiğiniz an kendinize ihanet etmekten de vazgeçersiniz. Partneriniz iyi niyet canavarı ise, iyi niyetinizden ötürü hep siz örseleniyorsanız; Köle ruhuna-uşak ruhuna ve sürüde güdülen uysallığına ne için dahil olduğunuzu/sahip çıktığınızı köklü ve esaslı bir şekilde düşünün! İyiyi, iyilikleri ve ilişkileri çabucak tüketen yakınınızın, belli ki ruhsal dengesinin uzmanlarca takviyesine ihtiyacı var. Çile keşliği yardım severlik, ezikliği öbür dünyada ödülü alınacak vasıf,aymazlığı iyi niyet olarak görüyorsan ve her şeyi sineye çektiğin için mutluysan dahi yakınının sorunlarını katmerlemeye katkıda bulunuyorsun bilesin.Cesareti seni ısıracak köpek olarak gördüğünü kendine itiraf edemiyorsan;Sevginin merhamet olduğunu sanıyorsan, birilerinin de günün birinde şaşıp yanılıp sana merhamet edeceği hayalindeysen dur kardeşim adalet adına, hakkaniyet adına,sana verilen en kutsal emanet olan yaşamın adına dur !!!…Sendekileri FARK et,kıymetini bil,geliştir ve güzelleştir. Bunu sen yapmasan kimse yapama hayatın boyunca sen olmaktan uzak kalırsın Sanırım daha önce bu durum başına gelmiş olan Antalya travestilerinden Aslı kadar iyi kimse anlayamaz yazdıklarımı okuduğunda ama eğer farkında değilsen sen de bu şekilde olduğunun belki bu yazı iyi gelir sana gelirsin kendine kim bilir? Sevgiyle kalın kendiniz kalın İclal.

Kanserden korkma

Bu konuyu kaç kez yazdım kaç kez dile getirdim artık sayısını ben bile hatırlamıyorum ama ne zaman bir sevdiğimi bu illetten toprağa versem yeniden yazmak geliyor içimden. En son işte çok sevgili travesti dostum annesini kaybetti ve dedim ki kanser sen nasıl bir illetsin senden korkmuyorum aslında sen yenileceksin biz değil. Kanser iyileşebilen bir hastalıktır ve iyileştirilmesi çok basittir. Neden mi? çünkü kanser hücreleri ile normal hücreleri birbirinden ayırt etmek çok basittir. Örneğin normal hücreler oksijen ile solunum yaparlar, yani havadaki oksijeni yakarak enerjilerini elde ederler ama kanser hücreleri, fermentasyon ile oksijensiz ortamda enerjilerini elde ederler. Sigara içtiğinizde soluduğunuz havadaki oksijenin bir kısmıyla tütünü yakarken, yanma sonra açığa çıkan karbondioksit gazını ciğerlerinize oradan da kan vasıtasıyla hücrelere gönderirsiniz. Tam da kanserli hücrelerin aradığı bir ortam, oksijen yerine karbondioksit. Böylece bu karbondioksit ile fermantasyon reaksiyonunu hızlandırırlar. Sigaranın kanser yapıcı etkisi tütündeki ziftten katrandan falan değildir. Kandaki oksijenin yerini karbondioksit almasındandır. İşte size hemen ilk ipucu, kanser hücreleri oksijenden nefret ederler. Ver oksijeni diyor İstanbul travestilerinden Banu aynen öyle canım her oksijeni içeri çıksın kanser hücresi bu kadar basit. Kandaki oksijen miktarını artırırsanız kanserli hücreleri yok edersiniz. İkincisi kanser hücreleri asidli ortamı severler, normal hücreler bazik ortamda yaşarlar. Kanser hücreleri bazlı ortamdan nefret ederler, o halde vücudu bazik ortamda tutarsanız tek bir kanser hücresi kalmaz hepsi ölür. Kanser hücreleri soğuk ortamı severler, 36.2 C de yaşamak çok hoşlarına gider. Ama normal hücreler biliyorsun 36.7 C de yaşarlar. O halde termoterapi dediğimiz şekilde kanser hastasının vücut sıcaklığını sıcaklık verici ilaçlarla ısıtırsak tüm kanser hücreleri hakkın rahmetine kavuşur. Kanser tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavi edilmesi de gerçekten yukarda anlattığım gibi çok basittir. Einstein “bir şeyi altı yaşındaki çocuğa açıklayamıyorsan, sen de anlamamışsındır.” der. Yukarıda anlattıklarımı altı yaşında bir çocuk rahatlıkla anlar. Bir de “Her şeyi olabildiğince sade yapın, ama basit değil” demiştir Einstein. Kanser ilacı yapacaksanız çok sade olmalıdır. Kanser hücrelerini yenmek kompleks bir şey değildir. Sağlıkla ve mutluca kalın İclal.

Sağlıklı olmanın basit yolları

 

Konuşmak, dertleşmek her zaman iyi gelir insana bir bakıma biraz efkar dağıtır. Konuştukça içiniz ferahlar öyleyse madem konuşan tek canlı biziz konuşalım, paylaşalım, sağlığımıza sağlık katalım. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır. Hayatı Üzgün Yaşama. Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.Mutluluk sağlık ve terapidir. Güvenmek gerekir insanlara herkese şüphe ile yaklaşamazsınız öyle yaparak ancak kafayı yeme durumuna gelirsiniz. Neymiş hep kazık yemişiz hayattan olsun travesti kardeşim kazık yesende güvenmekten vazgeçme. Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir. Çözümler Bul. Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz. Kararsız kalma. Oldukça hızlı kararlar al acaba yanlış karar verir miyim düşüncesi seni yer bitirir ve işte o zaman yanlış yaparsın. Önceden bende çok kararsızdım eminim pek çok travesti bireyde aynı sıkıntıları yaşamıştır. Hayatıma bir yön vermeye karar verdiğimde önce kararsızlıklarımı çöpe attım. Olduğundan Farklı Yaşama. Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Maske takarak gezen milyonlarca insan var sokaklarda Benim gördüğüm kadarıyla kendi olmayı ret eden bu insanlar en sonunda kendilerini bile unutuyorlar. Konuşmak diyalog dediğim gibi birinci kural kendinize arkadaşlar edinin, dostlar edinin. Benim en iyi dostum Diyarbakır travestilerinden onunla canlı sohbetlerde bolca konuşur dertleşiriz. Bu bana her zaman iyi gelmiştir. Ne zaman içim sıkılsa hemen onu ararım. Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir! Sağlık sadece kendinize iyi bakarak, doğru beslenerek elde edilmez lütfen burada yazılanları uygulamaya çalışın. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Gözlerinle konuş

Bazı insanlar sözlere ihtiyaç duymaz bir bakış, bir nakış gibi işler ruhunuza onlar gözleriyle konuşan insanlardır. Sen hiç sadece baktığında gördün mü hüznü ya da sevgiyi bana sorarsan en iyi gözler anlatır duyguyu. En güzel göz ne renginde ne şeklinde; yüreğinde, seni bir kül bulutuna döndüren yüreğinde parlar. İnsan ruhunun giriş yeri gözlerdir. Gözler ruhların sır kapısı olarak hep aynı dili konuşur. Gözler, diller gibi kelimeleri hece hece üretmez. Gözler estetiğin ve ahengin birleştiği noktada birleşip anlam kazanır. Gözlerin bu özelliği taşıması sebebiyle cümleleri bir anlam bütünlüğünde karşısındakine aktarır. Sözler gerçek olmayabilir, sözler her şeyi ifade edemeyebilir ama gözlerin içindeki anlam ve manalar insanın ruhuna yansıtır. Ruh sadece gözlerin içindeki manada kendini bulur. Ruhun etkilendiği en güzel göz, bakınca yürek yakan gözdür. Herkesin gözü yakmaz yüreği. Yüreği yakan gözler sadece ve sadece yüreğindeki asaleti ruhunda taşıyandır. Asalet sonradan kazanılamayan değerler diyalektiğinde yer alan değişmeyen özdür. Bütün insanların yaratılış amacı bu özde gizlidir. Gözler ruhun aynası olarak hep kendini ele vermiştir her zaman; konuşurken gözlerimin içine bak deyimi de buradan gelmiştir. Gözler insanın duygularını yansıtan bir araç olarak deşifre edici bir özellik kazanır. Gözlerinin güzelliği ile dikkat çekenlere bakın aslında hiç birinin gözünde öyle harika bir tılsım yoktur sadece gözlerindeki anlam o gözleri eşsiz kılar. Bunlardan biri de çok sevdiğim travesti arkadaşım Diyarbakır travestilerinden Rojda’dır. Onun mavi gözlerindeki yüklü anlamı her baktığımda yüreğimde hissederim derin bir iz bırakır görenlerde, işte anlatmak istediğim bakan gözler böyledir. Günlük hayatta gözler daha çok samimi ilişkilerde belirginleşip anlaşılır bir dil gibi kullanılır her zaman. Sevgi, paylaşma, eşitlik ve yardımlaşma gibi sosyal değerler gözlerin konuşma dili ile gelişip pekişmiştir çoğu zaman. Artık gözlerle konuşma zamanındır saf ve masumane bir endam ve naz ile. Zihnimizde oluşan olumlu düşünceleri, anlatamazsak bile bazı durumlarda insanlara en azından duygularımızı gözlerimizle ifade edebilmenin yollarını aramalıyız. Gözlerin konuştuğunu ifade edebilseydi diller, bin bir çeşit konuşulmazdı kelimeler. Sevgiyle kalın İclal.

İstemekten korkma

İstekler sonsuzdur her şeyi isteyebilirsiniz. Yeter ki amacına uygun olsun. Zengin olmak, utlu olmak sevilmek şu devirde en çok istene şeyler bu dünyada herkes isteklerine kavuşsa kaos olurdu herhalde ama siz yine de istemekten vazgeçmeyin. Her isteğiniz öyle ya da böyle gerçekleşir. Siz olması için onay verdiğinizden, evren onu yerine getirmek için bütün olasılıkları önünüze çıkarır. Evren vermek, sunmak, sağlamak, tedarik etmek üzerine kurulmuştur. Emin olamıyorsanız doğaya bir bakın. Ama bizler önümüze çıkan her fırsata, “yok almayım; şimdilik bu kadarı yeterli, kalsın; hayır bu bana uygun değil; şimdi dursun sonra bakarız…” gibi tepkiler veririz. Çünkü bize istemek, talep etmek, almak, kabul etmek öğretilmedi ya da küçültücü bir davranış olduğu aşılandı! Nasıl talep edilir, evrenle nasıl iletişim kurulur, onun sunduklarına nasıl açık olunur bilmiyoruz! Dolayısıyla bu alanda çok fazla alıştırma yapmamız ve inatla kedimizi yeniden yapılandırmamız gerekli. Enerjinizi, alanınızı, bilincinizi yeniden yaratmaya var mısınız? Talep edin, isteyin korkmadan isteyin. İsteklerinizin nasıl gerçekleşeceği sizin işiniz değil, evrenin işi. Siz talep edersiniz o yerine getirir. Talep etmenin en etkili yolu soru sormak. Zihinsel sınırlamalara, sonuçlandırmalara, yargılara girmeden kolaylıkla soru sorabiliyor olmaya gönüllü müsünüz? Eğer seçerseniz, şimdiye kadar size öğretilenden çok farklı bir gerçekliğe kapılar açabilirsiniz. Kendi gerçekliğinizi yaratabilirsiniz. Talep etmek, “ben şunu istiyorum”, “bu ne zaman gerçekleşecek”, “olmadı, acaba ben hak etmiyor muyum” yaklaşımlarının tam tersine içinde ihtiyaç, sınırlama, zorluk enerjisi olmayan bir alandan işlev yapmakla olur. Birincisi, İhtiyaç bilincinin içinden çıkmanız gerekir. “İstiyorum, ihtiyacım var, yoksunum” gibi sözler ve bu sözlerin çağırdıkları, isteklerinizin gerçekleşmesine yetmez, çünkü evreninizde yetersizlik diye bir kavram var. Her “ihtiyacım var” dediğinizde evreninizdeki bu yoksunluğu pekiştiriyorsunuz. Benim demeyi öğrenen travesti bireyler her isteklerine kavuşurken sürekli yalvaran yakaran Bursa travestilerinden bir dostum istiyorum olmuyor diyor oysa isteme şeklini değiştirmeli ve yalvarmak yerine emretmeyi o benim hahım demeyi öğrenmeli. İnsanlarda bir şey isterken de bu böyle değil midir? Biraz fazla ihtiyacınız olduğunu anlattığınızda sonuç hep sıfır olur ama hakkım dediğinizde karşı taraf sizi tersleyemez ve istediğinizi verir. Sevgiyle kalın İclal.

İnsanları etkileme yolları

İnsanları yönetmek çok kolaydır tabi eğer bunu isterseniz çünkü bana sorarsanız yanlış olduğunu söyleyip sizi vazgeçirebilirim bu düşüncenizden ama illa yönetmek gerekseydi yapılması gerekenler basit. Birinci olarak onlardan iyilik yapmalarını isteyin. İnsanların sizin için bir iyilik yapmasını sağlayın. Bu yöntem Benjamin Franklin etkisi olarak da bilinir. Benjamin Franklin söylenene göre, kendisinden pek haz etmeyen bir insanları etkilemişinin kalbini kazanmak istemiş. Franklin bu kişiden zor bulunan bir kitabı ödün vermesini rica etmiş. Ve kitabı ödünç aldığında fazlaca teşekkür etmiş. Bu olay ardından iyi arkadaş olmuşlar. Bu olay hakkında Franklin “Size iyilik yapan birisi, yeni bir iyilik yapmaya eskisinden daha hazır hissedecektir”. Bilim adamları bir grup denek üzerinde yapmış oldukları inceleme sonucunda, bu etkinin doğru olduğunu tespit etmişler. Sonuç olarak, eğer size birisi iyilik yaparsa, bu kişi sizi iyi yapmaya değer kişiler sınıfına sokmakta ve bu nedenle bilinçaltında sizi sevmek zorundadır. Her zaman önce istediğiniz daha fazlasını talep edin, sonradan istediğiniz seviyeye çekin. Taleplerinize öncelikle saçma bir öneri ile başlayabilirsiniz. Bunlar gerçekten tüm travesti bireylerin bilmesi gereken önemli savlardır lütfen dikkate alınsın. Örneğin şu anda ret edileceğinizden emin olduğunuz bir talebi sunun. Arkasından aslında talep ettiğiniz şeyi isteyin. Bunun arkasındaki düşünce, insanlar sizin ilk talebinizi saçma bile olsa kabul etmedikleri için kendilerini üzgün hissederler. Daha sonra önermiş olduğunuz daha kabul edilebilir öneriyi duyduklarında kendilerini sizi onaylamak için zorunlu hissederler. Biz bu yöntem sayesinde İzmir travestilerinden Banu ile betona çam fidesi bile diktirdik inanmayan gelin baksın fidan betonda boy verdi. Şaka tabi arkadaşlar bu son söylediğim betonda fidan yetişmez ama istemek ile de istemek arasında fark var. İnsanlara isimlerini kullanarak hitap etmek inanılmaz derecede önemlidir. Bu kişi için tüm dillerde duyduğu en güzel sestir. İsmi insanın kimliğidir ve ismini başka biri tarafından duymak bu kimliğin teyit edilmesi, bu nedenle de pozitif bir hissiyat oluşturmaktadır. Ayrıca insanlara bazı ünvanlar ile hitap etmek de çok etkilidir. Bu dolaylı olarak kendini gerçekleştiren kehanet etkisi gösterir ve insanın bu kişi olmayı istemesini sağlar. Örneğin tanıdığımız bir kişiye arkadaşım diye hitap etmeniz onun bu düşünceye girmesini sağlayacaktır. Övgü sizi her yere götürecektir. İnsanları bolca övmeyin ama yerinde dozunda övgüler atın ortaya sizden övgü almaya alışmış biri yeni bir takdir için arkanızda yürüyecektir. Sevgiler ve saygılar sunarım İclal.

Bitkilerin enerjisi

Bitkilerin enerjisi de ne demekmiş öyle şey olur mu diyen travesti bireylerin bu yazıyı özellikle okumasını diliyorum. Hoş benim yazılarımı takip ettiğinizi biliyorum saçmaladığım sürece tabi ki yani arada saçmalardan seçmeler de sunuyorum size itiraf ediyorum. Ot seven otla beslenen biri olarak arada kırmızı ete de hayır demem yanlış anlaşılmasın. Bitkilerden alacağımız enerjiyi tarif etmeye çalışayım.en başa tabi Aloe vera bitkisi yerleşsin isterim malum saç şampuanım bile aloe veralı olanından.Aloe vera büyürken iyi şans getirir. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir. Bitkiler uzun zamandır evde, ofiste ve daha bir çok mekanda dekorasyon için kullanılıyor. Ayrıca taze kokuları ve doğal dokunuşları dolayısıyla da kullanılırlar. Bunların yanı sıra pozitif enerjinin akışını desteklediklerine ve negatif enerjileri önlediklerine inanılır. Uzmanlara göre belli başlı bitkiler pozitif enerji sağlar ve günlük olarak diğerlerine göre iyi hissetmemize yardımcı olurlar. Unutmayınız bunlar canlı bitkiler olmalı, saksılarda tutulmalı ve bunlara özel ilgi göstermeliyiz. Bu anlayışla devam ederek pozitif enerji çeken bitkileri anlatmaya devam edelim. Kaktüsler çok güzeldir ve ev ile ofislere çok özel bir dekoratif etki yaratırlar. Bu bitki ilgi ister ve kıskançlık, davetsiz misafirler, kötü insanlar ve ikiyüzlüleri uzaklaştırıp ev aletlerinden gelen kötü elektromanyetik enerjileri emerler. Kıvırcık nane; birçok tıbbi özellik taşımasının yanı sıra, kıvırcık nane aynı zamanda kötü şans ve kıskançlığa karşı koruma sağlar. Kıvırcık nane aynı zamanda refahınız için iyidir ve bazı insanlar bunun ekonomik refahı da etkilediğine inanırlar. Kıvırcık nane nerede yetişir diye soracak olursanız ben sadece Ankara travestilerinden Bade’nin balkonunda diye cevap verebilirim başka yerde görme şansım olmadı çünkü. Bambu ev dekorasyonu için moda haline geldi, aynı zamanda oturma odalarına sofistike bir dokunuş için yerleştiriliyor. Ama aynı zamanda pozitif enerji çektikleri için de popüler oldu. Bambunun büyüme ve suyu bütünleştirdiği, saflık, transparanlık ve yaşam sunduğu söyleniyor. Bu bitkiyi evde bulundurmak rahatlık ile sakinlik getirirken kıskançlığı kovuyor. Bambu çok zor yetişen bitkilerin başında gelir. Çinliler en az beş yıl bir bambunun yetişmesi için beklerler. Sabreden derviş misali yani enerjiniz hep tavan yapsın sevgilerimle İclal.

Şişirilmiş ego

ego

Bugünlerde egolar tavan yapmış herkes şişirilmiş egolarını alıp sokağa öyle çıkıyor. Egoist olduk iyi mi? Nedir peki ego, Kelime anlamı çoğu bilimsel terimler gibi latinceden geliyor, ben/kendi demek. Gündelik kullanım içerisinde çok konuşana, kendi fikrini/bakış açısını anlatana, kendini sevene egoist demek moda haline geldi. En ufak bir olayda “Ay sende çok egoistsin ayol” demeyeni dövüyorlar! Ego, Sigmund Freud’un tabiri ile şahlanmış atın üzerindeki şövalyedir! Yani alt bilinç ile üst benlik arasındaki hassas denge kurmaya yardımcı muhteşem duyudur! Aslına bakarsanız bir insan sürekli “ben” ile başlayan cümleler kuruyorsa o kişi egosunun kurbanı olmuş demektir. Egoyu genel olarak kendini küçük gören kişilerin kullandığına yönelik ağır dedikolar var. Bu dedikoların ortak fikri ise;”bir kişi sürekli kendinden bahsetme ve kendini övme ihtiyacı hissediyorsa o kişi aslında kendi içinde kendini aşağılar ve hor görür” Hayatımız boyunca güç, prestij, para ve statü arayışı ile roller biçeriz kendimize Sonra da inanırız bu kurmacaya kendinimizi bilmeden fütursuzca Bir başkası gibi olmaya çalışır, diğerine özenerek yaşar, beden sınırlarımızı aşmaya çalışır, zorlarız kendimizi, aslımızdan gittikçe uzaklaşarak… Zamanla şişiririz kendimizi Böbürleniriz, çoştururuz gerçekliğimizi… Kibirleniriz nedensizce, aslında güvensizce kendimize… Ego ile özgüven arasındaki farkı anlamanın en kolay yolu sen ile başlayan cümlelerde gizlidir. Kişi “senin fikrin, seni anlıyorum, sana katılıyorum, senin için” gibi cümleler kullanıyorsa, o kişinin egoist olma ihtimali düşüktür. Siz hangisini kullanıyorsunuz değerli travesti dostlar egonuzu şişirmeyin olur mu? Toplum içerisinde kendine güvenen, özgüven sahibi kişiler ile egosuna yenik düşmüş karakterler sıkça birbirine karıştırılır. Belki de bundandır ki toplum içerisinde liderler çok sık sivrilmez. Ben hayatımda egoya yol verdim ben değil biz kavramını benimsedim. Neden mi? Ego denilen o lanet şeyi sevmiyorum da ondan, sokakta rastladığım Bursa travestilerinden bir dostum kendine olan sözde güveni bırakıp bir ego çemberinin içinde gezerken dedim bu nedir? Yok artık tamam güven kendine de şişirme kardeşim egonu bırak evinde kalsın bari sevgiyle kalın egosuz günler dilerim İclal.

Evde stresi yok edin

stres

Stresli geçen bir günün ardından eve geldiniz ve artık evde strese yer yok. Beraber yaşadığınız insanları ve kendinizi daha fazla germeyin basit birkaç yöntemle stresten kurtulun gerçi büyük şehirlerde yaşayan travesti dostlarım bu nasıl olacak stres her daim devam ediyor diyorlar ama bakın İzmir travestilerinden Melis stresi uzaklaştırmak için neler yapıyor. Eve döndüğünüzde, daima yapmanız gereken bir şeyler olacaktır ama biraz vakit ayırıp durmanız gerekiyor. Eve döndüğünüzde yapmanız gereken o kadar çok şey var ki sanki mesainiz uzamış gibi mi hissediyorsunuz? Hele bir de kafanızda sorunlar ve endişeler varsa, gün geçtikçe stresiniz birikerek artık kaçamayacağınız bir hale gelebilir. Bunu önlemek için ufak değişiklikler yapmaya ne dersiniz? Gerginliğinizi ve stresinizi azaltacak ufak değişikliklerle başlayabilirsiniz. Ayakkabılarınızı çıkartın. Bizler zaten yabancılar gibi eve ayakkabı ile girmeyen bir toplumuz bu zor olmayacaktır. Mesele sadece ayakkabı çıkartmak değil aslında çoraplarınızı da çıkarmalısınız. Bunun sağlıksız olduğunu söyleyenler olabilir. Ama eve varıp ayakkabılarınızı çıkartmak ve evinizin sakinliğini hissetmek kadar rahatlatıcı çok az şey vardır. Yalınayak yürümek pek çok hayati fonksiyonunuza yardımcı olur; dolaşımı tetikler, damarlarınızı ve sinirlerinizi güçlendirir, stresi azaltır… Eğer çimen veya kum üstünde yürürseniz bu sizin için daha da yararlı olacaktır. Eve vardığınızda ayakkabılarınızı çıkartıp yalınayak gezerek rahatlayabilirsiniz. Eve vardığınızda, mesainizin bittiğinin farkında olmalısınız. İş ve kişisel yaşamınızı mümkün olduğunca çok birbirinden ayırın. Evdeyken, bunun sizin kendi zamanınız ve kendi yaşamınız olduğunu, çevrenizde sevdikleriniz olduğunu ve esas önemli şeyin bu olduğunu kendinize hatırlatın. İş ve kişisel hayatınızı ayırarak, ev yaşantınızın tadını çıkarın. Akşamları kısa yürüyüşler yapmaya çalışın. Bütün gün ayakta çalışanlar için bile bu küçük yürüyüşler kafanızın boşalmasını sağlayacaktır. Yarım saat yeterli olacaktır. İsterseniz bir parka gidin isterseniz mahallenizde kısa bir tur atın. Kısa bir egzersiz yaparak bedeninize aktifleşip, toksinleri ortadan kaldıracak ve kafanızı rahatlatacak endorfini sağlayın. Hiçbir maliyeti olmayan, harika bir stres atma yöntemi! Bu kısa yürüyüşleri eşiniz veya bir arkadaşınız ile birlikte de yapabilirsiniz ve böylece sizin için daha da eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Güzel ve stersiz akşamlar geçirmenizi dilerim İclal.