Yeni travesti sitelerimiz için şehirler bölümü

Travesti modellerimizi görmek için şehirleri seçerek ve yönergeleri takip ederek ilerleyebilirsiniz. Gerçek modeller için travesti kelimesine tıklayınız

sakarya travestileri izimit modellerimiz için kocaeli travestileri tıkla ve diğer şehirlerden samsun travestileri tatil yörelerimizden bodrum travestileri ve marmaris travestileri ve akdeniz bölgesinden antalya travestileri diğer az model bulunan illerimizden ısparta travestileri tam karadeniz bölgesi sayılmasa da bolu travestileri Bu arada en çok modelimizin bulunduğu istanbul travestileri ve onların ilçelerinden şişli travestileri ile beylikdüzü travestileri istanbulun önemli semtlerinden bakırköy travestileri, birde istanbulun anadolu yakası olan anadolu yakası travestileri gibi illerimizi görmek için şehirlere ve bölgelere tıklayınız. Tüm modelleri görmek için girdiğiniz sitede modeller bölümüne veya oradaki şehirlere tıklayarak görebilirsiniz. Ayrıca anadolu yakası travestileri diğer linki, Birde alanya travestileri ile güneye inersek hatay travestileri diğer adıyla iskenderun travestileri, daha yukarıları çıkarsak balıkesir travestileri en yukarılarda çorlu travestileri, daha doğuya gidersek eğer malatya travestileri ile öne çıkan şehirlerimiz için siteye gidiniz.

Travesti Siteleri olmak zorundamı?

travesti
travesti siteleri olmak zorundamı?

Türkiyede bir çok ilde travesti arkadaşlarımız bulunmakta. Bu şehirlerin başında en çok
istanbul Travestileri, Ankara Travestileri, Bursa, Antalya Travestileri, Marmaris, Şanlıurfa, Alanya, Konya, Bodrum, Eskişehir, Tekirdağ, Bolu, Hatay, Sakarya, Fethiye, Gebze, Kocaeli, Adana, Sivas, Afyon, Trabzon, Gaziantep, Uşak, Ordu, Van, Sinop, Çanakkale, Samsun, Balıkesir, Diyarbakır, Didim, İstanbul-Anadolu Yakası, Kuşadası, Denizli, Kayseri, Tokat, Mersin, İzmir, Kahramanmaraş gibi iller gelmektedir. Bu kadar ilde travesti bulunmakta iken neden internet sitelerinde travesti olmasını engelliyorlar anlamış değiliz. Bu travestiler daha önce yokmuydu? tabiki varlardı ve daha çok göz önündelerdi. Şimdilerde internette oldukları için dışarda fazla görmemektesiniz. Son zamanlarda sitelerin sıklıkla kapanmaya başlamasından dolayı, istanbul E5 karayolunda sıklıkla rastlamaktasınızdır. özellikle beylikdüzüne doğru akşamları arabanızla gidiyorsanız, karşılamanız mümkündür, tabiki harbiye, şişli, avcılar, fındıkzade, mecidiyeköy, kartal, üsküdar, kadıköy, şirinevler, halkalı, bakırköy, aksaray gibi semtlerde de görmeniz mümkündür. Temennimiz arkadaşlarımızın Türkiyede seks işçiliği yerine, aktif görevlerde bulunacağı görevler de, meslekler de görmek fakat bu şimdilik mümkün değil.

İstemekten korkma

İstekler sonsuzdur her şeyi isteyebilirsiniz. Yeter ki amacına uygun olsun. Zengin olmak, utlu olmak sevilmek şu devirde en çok istene şeyler bu dünyada herkes isteklerine kavuşsa kaos olurdu herhalde ama siz yine de istemekten vazgeçmeyin. Her isteğiniz öyle ya da böyle gerçekleşir. Siz olması için onay verdiğinizden, evren onu yerine getirmek için bütün olasılıkları önünüze çıkarır. Evren vermek, sunmak, sağlamak, tedarik etmek üzerine kurulmuştur. Emin olamıyorsanız doğaya bir bakın. Ama bizler önümüze çıkan her fırsata, “yok almayım; şimdilik bu kadarı yeterli, kalsın; hayır bu bana uygun değil; şimdi dursun sonra bakarız…” gibi tepkiler veririz. Çünkü bize istemek, talep etmek, almak, kabul etmek öğretilmedi ya da küçültücü bir davranış olduğu aşılandı! Nasıl talep edilir, evrenle nasıl iletişim kurulur, onun sunduklarına nasıl açık olunur bilmiyoruz! Dolayısıyla bu alanda çok fazla alıştırma yapmamız ve inatla kedimizi yeniden yapılandırmamız gerekli. Enerjinizi, alanınızı, bilincinizi yeniden yaratmaya var mısınız? Talep edin, isteyin korkmadan isteyin. İsteklerinizin nasıl gerçekleşeceği sizin işiniz değil, evrenin işi. Siz talep edersiniz o yerine getirir. Talep etmenin en etkili yolu soru sormak. Zihinsel sınırlamalara, sonuçlandırmalara, yargılara girmeden kolaylıkla soru sorabiliyor olmaya gönüllü müsünüz? Eğer seçerseniz, şimdiye kadar size öğretilenden çok farklı bir gerçekliğe kapılar açabilirsiniz. Kendi gerçekliğinizi yaratabilirsiniz. Talep etmek, “ben şunu istiyorum”, “bu ne zaman gerçekleşecek”, “olmadı, acaba ben hak etmiyor muyum” yaklaşımlarının tam tersine içinde ihtiyaç, sınırlama, zorluk enerjisi olmayan bir alandan işlev yapmakla olur. Birincisi, İhtiyaç bilincinin içinden çıkmanız gerekir. “İstiyorum, ihtiyacım var, yoksunum” gibi sözler ve bu sözlerin çağırdıkları, isteklerinizin gerçekleşmesine yetmez, çünkü evreninizde yetersizlik diye bir kavram var. Her “ihtiyacım var” dediğinizde evreninizdeki bu yoksunluğu pekiştiriyorsunuz. Benim demeyi öğrenen travesti bireyler her isteklerine kavuşurken sürekli yalvaran yakaran Bursa travestilerinden bir dostum istiyorum olmuyor diyor oysa isteme şeklini değiştirmeli ve yalvarmak yerine emretmeyi o benim hahım demeyi öğrenmeli. İnsanlarda bir şey isterken de bu böyle değil midir? Biraz fazla ihtiyacınız olduğunu anlattığınızda sonuç hep sıfır olur ama hakkım dediğinizde karşı taraf sizi tersleyemez ve istediğinizi verir. Sevgiyle kalın İclal.

İnsanları etkileme yolları

İnsanları yönetmek çok kolaydır tabi eğer bunu isterseniz çünkü bana sorarsanız yanlış olduğunu söyleyip sizi vazgeçirebilirim bu düşüncenizden ama illa yönetmek gerekseydi yapılması gerekenler basit. Birinci olarak onlardan iyilik yapmalarını isteyin. İnsanların sizin için bir iyilik yapmasını sağlayın. Bu yöntem Benjamin Franklin etkisi olarak da bilinir. Benjamin Franklin söylenene göre, kendisinden pek haz etmeyen bir insanları etkilemişinin kalbini kazanmak istemiş. Franklin bu kişiden zor bulunan bir kitabı ödün vermesini rica etmiş. Ve kitabı ödünç aldığında fazlaca teşekkür etmiş. Bu olay ardından iyi arkadaş olmuşlar. Bu olay hakkında Franklin “Size iyilik yapan birisi, yeni bir iyilik yapmaya eskisinden daha hazır hissedecektir”. Bilim adamları bir grup denek üzerinde yapmış oldukları inceleme sonucunda, bu etkinin doğru olduğunu tespit etmişler. Sonuç olarak, eğer size birisi iyilik yaparsa, bu kişi sizi iyi yapmaya değer kişiler sınıfına sokmakta ve bu nedenle bilinçaltında sizi sevmek zorundadır. Her zaman önce istediğiniz daha fazlasını talep edin, sonradan istediğiniz seviyeye çekin. Taleplerinize öncelikle saçma bir öneri ile başlayabilirsiniz. Bunlar gerçekten tüm travesti bireylerin bilmesi gereken önemli savlardır lütfen dikkate alınsın. Örneğin şu anda ret edileceğinizden emin olduğunuz bir talebi sunun. Arkasından aslında talep ettiğiniz şeyi isteyin. Bunun arkasındaki düşünce, insanlar sizin ilk talebinizi saçma bile olsa kabul etmedikleri için kendilerini üzgün hissederler. Daha sonra önermiş olduğunuz daha kabul edilebilir öneriyi duyduklarında kendilerini sizi onaylamak için zorunlu hissederler. Biz bu yöntem sayesinde İzmir travestilerinden Banu ile betona çam fidesi bile diktirdik inanmayan gelin baksın fidan betonda boy verdi. Şaka tabi arkadaşlar bu son söylediğim betonda fidan yetişmez ama istemek ile de istemek arasında fark var. İnsanlara isimlerini kullanarak hitap etmek inanılmaz derecede önemlidir. Bu kişi için tüm dillerde duyduğu en güzel sestir. İsmi insanın kimliğidir ve ismini başka biri tarafından duymak bu kimliğin teyit edilmesi, bu nedenle de pozitif bir hissiyat oluşturmaktadır. Ayrıca insanlara bazı ünvanlar ile hitap etmek de çok etkilidir. Bu dolaylı olarak kendini gerçekleştiren kehanet etkisi gösterir ve insanın bu kişi olmayı istemesini sağlar. Örneğin tanıdığımız bir kişiye arkadaşım diye hitap etmeniz onun bu düşünceye girmesini sağlayacaktır. Övgü sizi her yere götürecektir. İnsanları bolca övmeyin ama yerinde dozunda övgüler atın ortaya sizden övgü almaya alışmış biri yeni bir takdir için arkanızda yürüyecektir. Sevgiler ve saygılar sunarım İclal.

Bitkilerin enerjisi

Bitkilerin enerjisi de ne demekmiş öyle şey olur mu diyen travesti bireylerin bu yazıyı özellikle okumasını diliyorum. Hoş benim yazılarımı takip ettiğinizi biliyorum saçmaladığım sürece tabi ki yani arada saçmalardan seçmeler de sunuyorum size itiraf ediyorum. Ot seven otla beslenen biri olarak arada kırmızı ete de hayır demem yanlış anlaşılmasın. Bitkilerden alacağımız enerjiyi tarif etmeye çalışayım.en başa tabi Aloe vera bitkisi yerleşsin isterim malum saç şampuanım bile aloe veralı olanından.Aloe vera büyürken iyi şans getirir. Bu bitki negatif enerjiyi emerek bizi koruduğu için sararabilir. Bitkiler uzun zamandır evde, ofiste ve daha bir çok mekanda dekorasyon için kullanılıyor. Ayrıca taze kokuları ve doğal dokunuşları dolayısıyla da kullanılırlar. Bunların yanı sıra pozitif enerjinin akışını desteklediklerine ve negatif enerjileri önlediklerine inanılır. Uzmanlara göre belli başlı bitkiler pozitif enerji sağlar ve günlük olarak diğerlerine göre iyi hissetmemize yardımcı olurlar. Unutmayınız bunlar canlı bitkiler olmalı, saksılarda tutulmalı ve bunlara özel ilgi göstermeliyiz. Bu anlayışla devam ederek pozitif enerji çeken bitkileri anlatmaya devam edelim. Kaktüsler çok güzeldir ve ev ile ofislere çok özel bir dekoratif etki yaratırlar. Bu bitki ilgi ister ve kıskançlık, davetsiz misafirler, kötü insanlar ve ikiyüzlüleri uzaklaştırıp ev aletlerinden gelen kötü elektromanyetik enerjileri emerler. Kıvırcık nane; birçok tıbbi özellik taşımasının yanı sıra, kıvırcık nane aynı zamanda kötü şans ve kıskançlığa karşı koruma sağlar. Kıvırcık nane aynı zamanda refahınız için iyidir ve bazı insanlar bunun ekonomik refahı da etkilediğine inanırlar. Kıvırcık nane nerede yetişir diye soracak olursanız ben sadece Ankara travestilerinden Bade’nin balkonunda diye cevap verebilirim başka yerde görme şansım olmadı çünkü. Bambu ev dekorasyonu için moda haline geldi, aynı zamanda oturma odalarına sofistike bir dokunuş için yerleştiriliyor. Ama aynı zamanda pozitif enerji çektikleri için de popüler oldu. Bambunun büyüme ve suyu bütünleştirdiği, saflık, transparanlık ve yaşam sunduğu söyleniyor. Bu bitkiyi evde bulundurmak rahatlık ile sakinlik getirirken kıskançlığı kovuyor. Bambu çok zor yetişen bitkilerin başında gelir. Çinliler en az beş yıl bir bambunun yetişmesi için beklerler. Sabreden derviş misali yani enerjiniz hep tavan yapsın sevgilerimle İclal.

Şişirilmiş ego

ego

Bugünlerde egolar tavan yapmış herkes şişirilmiş egolarını alıp sokağa öyle çıkıyor. Egoist olduk iyi mi? Nedir peki ego, Kelime anlamı çoğu bilimsel terimler gibi latinceden geliyor, ben/kendi demek. Gündelik kullanım içerisinde çok konuşana, kendi fikrini/bakış açısını anlatana, kendini sevene egoist demek moda haline geldi. En ufak bir olayda “Ay sende çok egoistsin ayol” demeyeni dövüyorlar! Ego, Sigmund Freud’un tabiri ile şahlanmış atın üzerindeki şövalyedir! Yani alt bilinç ile üst benlik arasındaki hassas denge kurmaya yardımcı muhteşem duyudur! Aslına bakarsanız bir insan sürekli “ben” ile başlayan cümleler kuruyorsa o kişi egosunun kurbanı olmuş demektir. Egoyu genel olarak kendini küçük gören kişilerin kullandığına yönelik ağır dedikolar var. Bu dedikoların ortak fikri ise;”bir kişi sürekli kendinden bahsetme ve kendini övme ihtiyacı hissediyorsa o kişi aslında kendi içinde kendini aşağılar ve hor görür” Hayatımız boyunca güç, prestij, para ve statü arayışı ile roller biçeriz kendimize Sonra da inanırız bu kurmacaya kendinimizi bilmeden fütursuzca Bir başkası gibi olmaya çalışır, diğerine özenerek yaşar, beden sınırlarımızı aşmaya çalışır, zorlarız kendimizi, aslımızdan gittikçe uzaklaşarak… Zamanla şişiririz kendimizi Böbürleniriz, çoştururuz gerçekliğimizi… Kibirleniriz nedensizce, aslında güvensizce kendimize… Ego ile özgüven arasındaki farkı anlamanın en kolay yolu sen ile başlayan cümlelerde gizlidir. Kişi “senin fikrin, seni anlıyorum, sana katılıyorum, senin için” gibi cümleler kullanıyorsa, o kişinin egoist olma ihtimali düşüktür. Siz hangisini kullanıyorsunuz değerli travesti dostlar egonuzu şişirmeyin olur mu? Toplum içerisinde kendine güvenen, özgüven sahibi kişiler ile egosuna yenik düşmüş karakterler sıkça birbirine karıştırılır. Belki de bundandır ki toplum içerisinde liderler çok sık sivrilmez. Ben hayatımda egoya yol verdim ben değil biz kavramını benimsedim. Neden mi? Ego denilen o lanet şeyi sevmiyorum da ondan, sokakta rastladığım Bursa travestilerinden bir dostum kendine olan sözde güveni bırakıp bir ego çemberinin içinde gezerken dedim bu nedir? Yok artık tamam güven kendine de şişirme kardeşim egonu bırak evinde kalsın bari sevgiyle kalın egosuz günler dilerim İclal.

Evde stresi yok edin

stres

Stresli geçen bir günün ardından eve geldiniz ve artık evde strese yer yok. Beraber yaşadığınız insanları ve kendinizi daha fazla germeyin basit birkaç yöntemle stresten kurtulun gerçi büyük şehirlerde yaşayan travesti dostlarım bu nasıl olacak stres her daim devam ediyor diyorlar ama bakın İzmir travestilerinden Melis stresi uzaklaştırmak için neler yapıyor. Eve döndüğünüzde, daima yapmanız gereken bir şeyler olacaktır ama biraz vakit ayırıp durmanız gerekiyor. Eve döndüğünüzde yapmanız gereken o kadar çok şey var ki sanki mesainiz uzamış gibi mi hissediyorsunuz? Hele bir de kafanızda sorunlar ve endişeler varsa, gün geçtikçe stresiniz birikerek artık kaçamayacağınız bir hale gelebilir. Bunu önlemek için ufak değişiklikler yapmaya ne dersiniz? Gerginliğinizi ve stresinizi azaltacak ufak değişikliklerle başlayabilirsiniz. Ayakkabılarınızı çıkartın. Bizler zaten yabancılar gibi eve ayakkabı ile girmeyen bir toplumuz bu zor olmayacaktır. Mesele sadece ayakkabı çıkartmak değil aslında çoraplarınızı da çıkarmalısınız. Bunun sağlıksız olduğunu söyleyenler olabilir. Ama eve varıp ayakkabılarınızı çıkartmak ve evinizin sakinliğini hissetmek kadar rahatlatıcı çok az şey vardır. Yalınayak yürümek pek çok hayati fonksiyonunuza yardımcı olur; dolaşımı tetikler, damarlarınızı ve sinirlerinizi güçlendirir, stresi azaltır… Eğer çimen veya kum üstünde yürürseniz bu sizin için daha da yararlı olacaktır. Eve vardığınızda ayakkabılarınızı çıkartıp yalınayak gezerek rahatlayabilirsiniz. Eve vardığınızda, mesainizin bittiğinin farkında olmalısınız. İş ve kişisel yaşamınızı mümkün olduğunca çok birbirinden ayırın. Evdeyken, bunun sizin kendi zamanınız ve kendi yaşamınız olduğunu, çevrenizde sevdikleriniz olduğunu ve esas önemli şeyin bu olduğunu kendinize hatırlatın. İş ve kişisel hayatınızı ayırarak, ev yaşantınızın tadını çıkarın. Akşamları kısa yürüyüşler yapmaya çalışın. Bütün gün ayakta çalışanlar için bile bu küçük yürüyüşler kafanızın boşalmasını sağlayacaktır. Yarım saat yeterli olacaktır. İsterseniz bir parka gidin isterseniz mahallenizde kısa bir tur atın. Kısa bir egzersiz yaparak bedeninize aktifleşip, toksinleri ortadan kaldıracak ve kafanızı rahatlatacak endorfini sağlayın. Hiçbir maliyeti olmayan, harika bir stres atma yöntemi! Bu kısa yürüyüşleri eşiniz veya bir arkadaşınız ile birlikte de yapabilirsiniz ve böylece sizin için daha da eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Güzel ve stersiz akşamlar geçirmenizi dilerim İclal.

Bağırsakların önemli görevi

 

Bağırsakların beyin yerine çalıştığını söylesem eminim hepiniz şaşırıp yok canım İclal yine uçtu diyeceksiniz. Hiç aşık olduğunuz birini göreceğiniz zaman veya bir sınava girerken heyecandan midenizin kasıldığı hatta bozulduğu olur mu? Bunun sebebi bağırsaklarınız ile mideniz arasındaki bağlantı. Bağırsaklarda bulunan vagus siniri direk olarak beyne bağlanıyor. Aslında beyniniz sindirim sisteminizi değil sindirim sisteminiz beyninizi yönetiyor! Peki sağlıklı bir sindirim sistemi için ne yapmalısınız? Mutluluk hormonu serotoninin %95’inin bağırsaklarınızdaki bakteriler tarafından üretildiğini biliyor muydunuz? Bu bakteriler aynı zamanda beyindeki zevk ve ödül merkezini kontrol etmeye yarayan dopaminin de yarısını üretiyorlar! Düşünceleriniz, duygularınız ve hareketleriniz beyninizdeki nöronlar arasındaki iletişimle meydana geliyor. Bu iletişimi sağlayan da serotonin ve dopamin gibi sinir taşıyıcıları. Örneğin iyi veya üzgün hissetmenizi, keyif almanızı veya acı çekmenizi, kızgınlığınızı, konsantrasyonunuzu bu sinir taşıyıcıları düzenliyor. Bu yüzden tıp dünyasında milyarlarca bakteriden oluşan bağırsak florasına ‘ikinci beyin’ adı veriliyor. Bakın ben atmıyorum bilimsel olarak kanıtlanmış bir durum bu ayrıca şimdi yeni aşık olan İzmit travestilerinden Banu ile konuştum sevgilisiyle buluşmaya gideceği zaman mide krampları geçirip tuvaletten çıkamaz hale geliyormuş demek ki bu sefer gerçekten çok seviyorsun dedim nereden anladın diye sordu. Bağırsakların sinyali verdi dedim. Sinir taşıyıcılarının büyük oranda bağırsaklardaki bakteriler tarafından üretilmesinin fark edilmesi üzerine sindirim sistemi ve beyin arasındaki bağlantı üzerinde araştırmalar yoğunlaştı ve çok önemli sonuçlar bulundu. Depresyon, saplantı (obsesif-kompulsif bozukluk), otizm, kaygı bozukluğu (anksiyete) gibi rahatsızlıklar bağırsak florasındaki dengesizliklerle ilişkilendiriliyor. Yapılan araştırmalarda L. Helveticus ve Bifidobacterium içeren probiyotik destek kullananların depresyon ve anksiyetelerinde azalma görülmüş. Yoğurt, kefir, turşu gibi fermente edilmiş gıdalar tüketin. Kışın çok sevilen bu yiyecekler özellikle siz travesti bireylerin daha fazla tüketmesini istiyorum çünkü sizleri çok seviyorum. Fermente edilmiş gıdalar probiyotik olarak adlandırılan iyi bakteriler içerir. Bu gıdalarla beslendiğinizde bağırsak floranızda iyi bakteri sayısı artar. Probiyotiklerin ayrıca bağışıklığı güçlendirdikleri ve yediklerinizden daha iyi besin emilimi yapmanıza yardımcı oldukları bilinmektedir. Aşk da heyecan da bağırsaklarda başlar orada bitmesin sevgiyle kalın İclal.

Unutma

de

Ne kadar değerli olduğunu unuttun oysa sen insan olarak yaratılmışların en değerlisisin. İnsan olarak her birimiz çok değerliyiz. Kendi değerimizi kendimize gerçekten verdiğimizde kendimize olan saygımız ve kendimize olan sevgimiz artıyor. Aynanın karşısına geçip alın kendinizi karşınıza kendinizle sohbet edin. Nerelerde değersizleştirmişsiniz kendinizi. Yaşam için de zevk almak eğlenmek elbette herkesin hakkı. Ancak siz kendinize saygı duymazsanız dünya oyununda var olan bazı araçlar sizin dengenizi bozacaktır. Değersizlik için; kendimi değersiz görmeme/bilmeme/hissetmeme/sanmama neden olan tüm hatalı bilgilerim üzgünüm, özür dilerim, bu zamana kadar sizi arındırmadığım için lütfen beni affedin, bana arınma fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim, sizi seviyorum. Özür dilerim, lütfen beni affet, teşekkür ederim. Bu cümleleri hiç değilse ara sıra tekrarlamakta fayda görüyorum yeniden değerli olduğumu anlamak için bazen gerçekten sesli okumakta fayda var. Değersizliğin kökenine inmek lazım aslında neden böyle hissediyoruz hiç düşündünüz mü? Nedeni basit aslında o çok değer verdiğimiz çevremiz, evet yanlış duymadınız çevremizdeki insanların bize davranışları kendimizi değersiz hissetmemize neden oluyor. Şöyle bir gözden geçirin samimi arkadaşlarınızı ne zaman kendinize güvenip bir işe başlasanız sizi yoldan döndürmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Sen İzmit travestilerinden Buse geçen yıl bir kitap yazmak istediğini söylemiştin neden vazgeçtin? Çok yakın dostun olan bir travesti birey ya kitap yazmak o kadar kolay mı senin Türkçen yetecek mi dedi. Sen de hemen onu dinleyip yok yetmez en iyisi ben bu sevdadan vazgeçeyim dedin. Oysa yazanların senden fazlası mı var yaz tabi deselerdi şimdi belki de çok satanlar listesinden senin adın olacaktı. Kendi değerinize kendinize vermediğiniz sürece aldatma&aldatılma, cinsel doyumsuzluk&isteksizlik, dolandırma&dolandırılma, hastalık, olumsuz olan ne kadar deneyim varsa bunu hayatınıza çekersiniz. Lütfen kendinize değer verin, kendinizi sevin, affedin, kendinizi şefkatinizle sarıp sarmalayın. Bunları yaptıktan sonra cinsel olarak, parasal olarak her ne yapmak istiyorsanız onu yapın. Bunları yapmadığınız zaman dünyadaki insan için sunulmuş olan herhangi bir şey sizin yaşamınızı sizden çalmaya başlayacaktır. Bunun sonucunda da yaptıklarınızı normal olarak algılayacaksınızdır. Hepimiz çok değerliyiz bu gerçeği kimse değiştiremez saygılar İclal.

Bu sözler altın değerinde

 

Bazı sözler vardır öylesine söylenmemiş insana huzur veren, ders veren sözler bugün çok sevdiğim be sözlerden bir kolaj yapıp paylaşmak istedim. Çoğu ders verir nitelikte istediğinizi beğendiğinizi alın uygulayın ya da ne bileyim İzmir travestilerinden Ayça gibi bu sözleri yaşam felsefeniz yapın karar sizin. Elveda diyecek kadar cesursan, hayat seni yeni bir merhaba ile ödüllendirir. Bazen bir insana takılıp kalırız o bizi ne kadar mutsuz ederse etsin vazgeçmeyi bir türlü başaramayız. Oysa bir elveda yeni bir kapının açılacağı anlamına da gelir zamanı geldiğinde yol göstermesini bilelim. Bir kapı kapanmadan diğerleri açılmaz. En iyisini sonraya saklamayın, yarının ne getireceğini bilemezsiniz. Bu söz bana hep evde salonu misafirleri için hep temiz tutan ama kirlenecek korkusu ile kapısını kapatıp içine hiç girmeyenleri hatırlatır. Salon da en güzel yemek takımları da bazen hiç kullanılmadan öylece kalır. Bizler ölümlüyüz ve yarının ne getireceğini bilemeyiz bizim kullanmaya kıyamadığımız eşyaların biz olmadan bir kıymeti yoktur. Çıkarın bugün en güzel takımları ve kullanın. Hiç yenilmemiş insanlar vardır. Onlar hiç savaşmamış olanlardır. Savaşmaktan korkarak yaşarsanız yenilgiyi de tatmazsınız ama böyle bir hayatın olsun istemezsin çünkü böyle bir hayat insana değil sadece bitkilere yakışır. Sen mücadele etmeli daha güzelini zorlamalısın. Hayat önüne engeller çıkardığında ilk köşeden kaçarsan asla başarıya ulaşamazsın. Yenil ama yıkılma hep savaş. Başkalarını memnun etmek için yaşarsan herkes seni sever, kendin hariç. Kendini seviyor musun? Cevabın mutlaka evettir biliyorum. Düşün bakalım en son kendin için ne yaptın ama dürüst ol sadece kendin için yaptıklarını düşün. Öyle kuaföre gittim, manikür pedikür diye de kendini kandırma çünkü sen onları bile başkalarına güzel görünmek için yapıyorsun. Bir kitabı kendin için okudun mu ya da bir tatile sadece kendin için tek bir fotoğraf bile paylaşmadan geçirdin mi? Hayır değil mi bak hep başkaları için yaşamışsın sıra kendin için yaşamaya ve kendini sevmeye gelmedi mi hadi ne duruyorsun? Sen değerlisin, önemlisin kendinle barış dünya seninle barışacaktır sevgiler İclal.

Ayrılık acısı

ayrı

Yeni bir terk edilmenin ardından acı çekiyorsunuz. Bunlar neden hep benim başıma geliyor diye hayıflanıyorsunuz. Hiç kuşkusuz şu anda en zayıf döneminizdesiniz. Yüreğinizde hala o var. Ayrılık acısı içinizi yakıyor. Onunla yeniden görüşmek en azından bir kez de olsa telefonlaşmak bir mesajını almak istiyorsunuz. Ancak bunu yaptığınız an her şeyi berbat edeceğinizi kendinizi daha fazla bunalıma sokacağınızı iyi bilin. Diyelim ki görüşmeye gittiniz. Onun yüzün bakıp eski aşkınızdan izler arayacaksınız. Onunda sizi özlediğini duymak elini tutmak sarılmak isteyeceksiniz. Ama bunların hiçbiri olmayacak. Eski sevgiliniz sırf siz istediğiniz için buluşmaya gelecek. Soğuk davranacak araya mesafe koyacak. Siz bir kez daha yıkılacaksınız. Ya da diyelim ki o an için eski sevgiliniz de zaaflarına yenilecek alışkanlığın verdiği rahatlıkla size karşılık verecek.  Ama bunun sonu yok. Bu buluşmaları kaç kez yapabilirsiniz? Sizi seviyor olsa gider miydi? Bu bir gerçektir ve sizin artık bu gerçekle yaşamaya alışmanız gerekir.  Maç bitti uzatmaları oynamanın alemi yok. Bu tür uzatmalar yok etmeye çalıştığınız acılarınızı daha da arttıracak. Oysa sizin yapmanız gereken şey bir an önce ondan onun yarattığı büyüden bıraktığı anılardan kurtulmak olmalı..Yeni bir hayata başlayabilmek için önce içinizde eski sevgilinize dair ne varsa dışarı atmanız gerekiyor. Bu sizi çok ama çok rahatlatır. Genellikle bu olay dostlarla konuşarak yapılır. Evet dostlarla konuşmak iyidir ama bazen onlara dahi söylenmeyecek şeyler vardır. Biliyorum Diyarbakır travestilerinden Buse sadece travesti dostları sayesinde aşk acısını yenmeyi başardı ama herkes aynı şekilde deşarj olamıyor maalesef bazılarımızı mesela ben içimdekileri en yakın dostlarıma anlatmaya bile çekiniyorum o zaman işte elime kağıt kalemi alıyorum. Bildiğim en iyi şeyi yapıyorum, yani yazmak. Tüm hislerinizi kağıda dökün. İyi niyetinizi nefretinizi o anki duygularınızı geçmişte yaşadıklarınızı her şeyi ama her şeyi hiçbir sansüre tabi tutmadan yazmaya devam edin. Onun iyi yönlerini kötü yönlerini de sıralayın. İlişkide yaptığı hataları yazın. Ne kadar süreceği önemli değil Siz “Tamam artık yazacak bir şey kalmadı” diyene kadar yazın. Yazarken ağlayabilirsiniz, öfkelenebilirsiniz. Ağlamak da öfkelenmek de sizi rahatlatır. Tabii abartmadan günler boyu ağlama krizlerine girmenize gerek yok. Bu durumda olan travestiler umarım çabucak atlatır ve eski güzel acısız hayatınıza geri dönersiniz sevgiler İclal.

Umulmazlık

um

Çoğu zaman olayların beklentilerimizin dışında gerçekleştiğini görürüz. Üstelik beklentilerimizi ne kadar çok kişiye söylersek gerçekleşme ihtimali de o kadar azalıyor nedense. Olumlu ya da olumsuz, çoğu zaman ummadığımız şeyler karşımıza çıkıyor. En başta kendi hayatımla, sonra da etrafımdaki insanların hayatlarıyla ilgili yaptığım gözlemlerde yaşamlarımızda çok enteresan ve sistematik denilebilecek düzeyde “umulmazlıklar” olduğunu fark ettim. Mesela yapmak istediğim bir şeyi arkadaşlarımla paylaştığım andan itibaren o şeyle ilgili inancım modum hemen azalıyor yapma isteğim düşüyor. Muhakkak sizin de başınıza gelmiştir biraz hafızayı zorlayın bakalım. Arkadaşlarınıza hayatta İstanbul’da yaşayamam demişsinizdir hep ve şimdi iş gereği İstanbul’da yaşamanız gerekiyordur. Ne umulmaz bir durum. Tatile gitme planları yapıyorsunuz. Büyük ihtimalle bu yaz tatil için Çeşme’ye gideceksiniz. Kendinizi buna göre hazırlıyorsunuz. Arkadaşlarınıza da bu yaz Çeşme’ye gideceğinizi söylüyorsunuz. İnternetten Çeşme otellerini ararken Yunan Adaları’na çok uygun bir tur buluyorsunuz ve kendinizi yazın ortasında Girit Adası’nda plajda güneşlenirken buluyorsunuz. Şimdiyse Çeşme’ye gitmeyi ne kadar çok istediğinizi hatırlamıyorsunuz bile. Yine en umulmayan gerçekleşmiştir. Umulmamayanın olması karşısında şaşırmadık değil mi? Maalesef hayat bize pek plan yapmaya fırsat vermiyor ya da ne bileyim biz yeterince sadık değiliz planlarımıza kafamızın içine yazıp sonra unutuyoruz. Dediğim gibi çok paylaştıkça da yapmış farz ediyoruz kendimizi. Küçükken hep ileride bir doktor olmanın hayallerini kurmuştunuz ama şimdi bir itfaiyeci oldunuz. Ya da küçükken hep itfaiyeci olmak isterdiniz, şimdiyse kadere bak ki bankacı oldunuz. Umulmazlık Teorisi’ne göre büyüyünce bakkal olmak istemiyorsanız eğer küçükken bakkal olmayı ummanız yerinde olacaktır. Ne istemiyorsanız onun hayalini kurun. Melis  ( Adana travestileri ) hayatı boyunca yalnız kalmak istemiyorum hep arkadaşlarımla oturacağım derken tuttu dağ başında bir ev aldı kendine şimdi tek başına oturuyor. Uzun süredir gelmesini beklediğiniz belediye otobüsü umduğunuz süre içerisinde gelmemiştir. Bir süre daha gelmeyeceğini umarak bir sigara yakarsınız. Tam da sigarayı yaktığınız anda otobüs uzaktan belirir. Umduğunuz sürede gelmeyen belediye otobüsü ummadığınız anda gelivermiştir. Otobüs hem geç gelmiştir hem de sigaranız içilemeyerek ziyan olmuştur. Yaşadınız değil mi bu durumu işte umulmazlık sendromunun döngüsüne çoktan kapılmışsınız kendinize iyi bakın sevgiler İclal.